kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2009 Perşembe

SORU CEVAPLARLA KANSER NEDİR?

1. Kanser nedir?
Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu.

- Anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması olarak tanımlanan kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler arasında 4. sırada yer alan kanser, son yıllarda kardiyovasküler sistem hastalıklarından sonra 2. sıraya yükseldi.

2. Kanserin Sebebi nedir?
Çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.

3. Hangi Organlarda Kanser Olur ?
Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku ve organlarda kanser gelişebilir

4. İyi huylu ve kötü huylu tümör ne demektir ?
İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz (yayılma) denir.

5. Kanser ne sıklıkla görünen bir hastalıktır ?
Erişkinlerde her yıl 100 bin nüfus için 150-300 kişi kansere yakalanır. Ülkemizde her yıl 150 bin kişinin kansere yakalandığı tahmin edilir.

Sigarayı bırak, kanser riskini azalt

6. Kanserden korunmak mümkün mü ?
Sigara ve alkol kullanımı ile gelişen kanserlerin önlenmesi mümkün. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam koruma mümkün olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok yüksek oranlarda korunmam mümkün. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü büyük.

7. Kanserden nasıl korunabilirsiniz ?
Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden korunmak mümkün.


Sigara ve tütün kullanımından kaçınmak:

Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak (farinks), soluk borusu (larinks), yemek borusu, pankreas, rahim ağzı (serviks), böbrek ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yol açtığı kesin olarak biliniyor. Bu nedenle sigarayı içmeyerek bu kanserlerdenkorunubilirsiniz.
Sadece sigara içenler değil, pasif sigara içicileri de bu hastalıklara karşı risk altında bulunur.


Beslenme ve diyet:

Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal ağırlığın korunması, alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada etkin rol oynuyor.


Güneş ışınlarından korunma:

Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserleri güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenebilir.

Kanserle mücadelede eğitim şart

8. Erken Tanı işe yarar mı ?
Kişilerin kendi kendini muayenesi, kontrol muayeneleri ve taramalar ile erken tanı mümkün. Böylece hastalığı daha erken tanı konulabildiğinden tedavi şansı da yükseliyor. Buradan hareketli hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri yaptırmaları öneriliyor.
Erken tanı için bazı öneriler:


Meme kanseri:
40 yaş ve üzerindeki kadınlar her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, yılda bir kez doktor muayenesi ve mamografi yaptırmalı. 20-39 yaşındaki bayanlar ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, 3 yılda bir de mamografi yaptırmalı.


Kalın Bağırsak Kanserleri:
50 yaşından sonra dışkıda gizli kan testi, belirli aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi ve bağırsak filmi çekilebilir. (Ayrıntı için doktorunuza danışınız.)


Rahim kanserleri:
Cinsel olarak aktif olanlar ve 18 yaşın üzerinde olanlar yılda bir kez PAP testi ve pelvik muayene yaptırmalı. Ardışık üç muayene normalse daha seyrek yapılabilir.


Prostat kanseri:
50 yaş ve üzerindeki erkekler yılda bir kez doktor muayenesi ve PSA (prostat spesifik antijen testi) yaptırmalı.

9. Kanserin başlıca belirti ve bulguları nelerdir ?
Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:

Dışkılama ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler
Uzun süren, iyileşmeyen yaralar
Beklenmeyen kanama ve akıntılar
Meme veya başka organlarda elle hissedilen şişlikler
Yutma güçlüğü veya hazımsızlık
Siğil ve benlerde belirgin değişiklik
Uzun süren ses kısıklığı ve öksürük

Bu bulgular her zaman kanser demek değildir. Ancak nedenlerinin belirlenmesi için mutlaka bir doktora başvurulması gerekir. Kanser bulaşıcı bir hastalık olmayıp, erken tanısı ve tedavisi mümkün bir hastalık grubudur.

10. Kanser nasıl tedavi edilir ?
Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi, immünoterapi başlıca tedavi yöntemleridir.

11. Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür ?
Tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde % 60, çocuk kanserlerinde ise % 77 oranında iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan etkiler.

AĞIZ KANSERİ

Dudak, dil, dişeti ve ağız tabanı kanserleri ağız kanserinin en yaygın türleridir. Nadiren yanak içi veya damak bölgelerini de içine alır. Tükürük bezlerinin birinde başlamış olabilir veya boğaz veya burun gibi ağız çevresindeki bölgelerden ağıza yayılmış olabilir.

Kanserin birçok türünde olduğu gibi yine tedaviden en fazla faydayı sağlamak, kanserin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek ve yüzde oluşabilecek şekil bozuklukları ile konuşma zorluğunu engellemek amacıyla erken teşhis önemlidir.

Cancer Research UK tarafından toplanan istatistiklere göre ağız kanseri erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha yaygındır. 40 yaşını aşmış insanlarda görülme olasılığı da daha fazladır. Ancak son zamanlardaki araştırmalar bu hastalığın genç hastalarda ve kadınlarda gittikçe daha yaygın hale geldiğini ortaya koymaktadır.

Semptomlar
Uzun süredir ağızda bulunan ve geçme belirtisi göstermeyen şişlik veya lekeler bir doktor (Genel Cerrah, diş hekimi veya sağlık uzmanı) tarafından kontrol edilmelidir. Aynı şekilde ağız içi veya dudaktaki ağrı vermese de iyileşmeyen herhangi bir çatlak, şişlik veya ülser muayene edilmelidir.

Gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserler oluşturabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olur. Düzgün konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.

Ağız içinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında bu lekeler öncü kanser koşulları (ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar) olarak onaylanabileceğinden doktor veya diş hekimlerinin dikkatine sunulmaları gerekir.

Nedenler
Ağız kanseri çoğunlukla tütün kullanımı ile ilgilidir. Sigarayı bırakıp pipoya veya puroya geçmek veya enfiye ya da ağızdan alınan tütün (antrun) riski azaltmaz. Katran miktarı daha düşük olan veya ‘light’ sigaralar da işe yaramaz. Bir miktar tütünü ağızda bir noktada uzun süre tutmak da çok tehlikelidir. Bu durum çoğunlukla öncü kanser koşulu olarak kabul edilen lökoplakiye neden olur (bakınız Semptomlar). Ağız kanserinin gelişimini tetikleyen diğer faktörler arasında:

özellikle sert alkollü içkiler olmak üzere aşırı alkol tüketimi,
alkol ve sigarayı bir arada kullanma,
yerine oturmayan takma dişler,
özellikle dişler pürüzlü veya sivri uçlu olduğunda yetersiz bakım yapma,
dişteki herhangi bir keskin kenardan ötürü dilin sürekli tahriş olması ve
arek (betel) cevizi veya betel yaprağı (felfelek) çiğnemek – Bengladeş gibi belirli kültür grupları arasında oldukça yaygın bir alışkanlıktır.
Sigara dumanındaki kanser üreten maddelerin (kanserojen maddeler) vücuda alınması alkol ile daha da arttığından, alkol ve sigara dumanının bir araya gelmesi önemli bir nedendir.

Teşhis
Bir ay içerisinde geçmeyen ağızdaki herhangi bir şişlik veya doku değişikliği doktora bildirilmelidir. Düzenli kontroller esnasında dişçiler de ağız kanserlerine yönelik muayene yapabilmektedir.

Görsel muayene genellikle atılacak ilk adımdır, bunun ardından hastalıklı bölgeye dokunulur, şişlik veya ülser yada çatlak gibi öteki sıradışı belirtiler yoklanır. Örneğin herhangi bir şişlik veya ülserin ne kadar süredir var olduğu, ağrı veya kanama olup olmadığı ve yutkunma veya konuşmada güçlük yaşanıp yaşanmadığına yönelik olarak hastanın ağız sağlığı geçmişi hakkında kendisiyle görüşmek de yararlı olabilir.

Küçük bir biyopsi (analiz etmek amacıyla az miktarda doku almak) teşhisi doğrulayabilir.

Kanserin boyutunu belirlemek ve kemikleri veya diğer bölgeleri etkileyip etkilemediğini öğrenmek üzere Röntgen ve CT taramaları da faydalı olabilir.

Tedavi
Tedavi genelde tüm kanserli dokuların cerrahi müdahale ile çıkartılması, radyoterapi (kanser hücrelerini yok etmek için radyasyon kullanma), kemoterapi (kanserle savaşan ilaçlar kullanma) ya da bu yöntemlerin hep birlikte kullanılmasından oluşur. Bazı ağız kanseri türlerinde Fotodinamik terapi (PDT) denilen yeni bir tedavi de kullanılmaktadır. Bu tedavide kanser hücreleri yok etmek için lazer ışını ve ışığa duyarlı bir ilaç kullanılır.

Ağız kanseri erken tedavi edildiğinde iyileşme olasılığı yüksektir. Ameliyat sonrasında yumuşak dokuda veya deride bir takım rekonstrüktif ameliyat gerçekleştirmek veya kemikleri protezler (yapay yedek parçalar) ile değiştirmek gerekli olabilir. Tedavide ağızları değiştirilen hastaların onarıcı dişçilik, konuşma terapisi ve beslenme danışmanlığı hizmeti almaları gerekebilir. Tedavi sonrası konuşmaları veya görünümleri değişen kişiler veyahut da tedaviyi özellikle stresli bulan kişiler için psikolojik destek de gerekli olabilir.

DERİ KANSERİ

Deri kanseri çok rastlanan bir hastalıktır. Üç ana türü bulunur:

genelde kemirici ülser olarak bilinen bazal hücreli karsinom;
yassı hücreli karsinom ve;
kötü huylu tümör.
Neyse ki en yaygın tür en az tehlikelidir, en tehlikeli tür olan kötü huylu tümör ise en az yaygın olan türdür.

Çocuklarda deri kanserine oldukça ender rastlanır ancak insanlar yaşlandıkça daha yaygın hale gelir. Tüm deri kanseri türlerinin ana nedeni güneş ışığı olduğundan deri kanseri sayısı da yaş ile birlikte artış gösterir. Güneş ışığı ultraviyole ışınları (UV) içerir ve özellikle bebek ve genç kişilerin cildine zarar veren şey bu ışınlardır. Deri kanseri sayısı ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Beyaz ırk nüfusu yoğun olan tropik ülkelerde rakamlar güneş ışığı miktarı ile orantılıdır. Avustralya, Güney Afrika ve Güney Amerika eyaletlerinin tümünde beyaz nüfusunda deri kanseri görülme oranı epeyce yüksektir. Siyah derili insanlar (örneğin Afrika veya Karayip kökenli insanlar) derilerinin rengi sayesinde beyazlara oranla daha iyi korunurlar.

Semptomlar
Kemirici ülser (bazal hücreli karsinom) tüm kanser türleri arasında en yaygın ve en az tehlikeli olanıdır. Çoğunlukla güneşe maruz kalan bölgeleri ve özellikle de burun ve göz çevresindeki deriyi etkiler.

Ortasında bir çukur bulunan yavaş büyüyen yüksek uçlu bir şişliktir. Şişlik yüzeyinin hemen altındaki küçük kan damarları görülebilir. Vücudun diğer kısımlarına yayılmasına seyrek rastlanmakla birlikte, ihmal edildiği takdirde yayılabilir. O zaman da dokuların altını kazıyarak çok sayıda dokuya zarar verebilir (bu yüzden kemirici ülser denmektedir).

Yassı hücreli karsinom da güneş ışığına maruz kalmayla alakalı olan bir deri kanseridir. Çoğunlukla dudak, kulak veya elin arka kısmında küçük, sert ve ağrısız şişlik şeklinde başlar. Oldukça hızlı bir şekilde büyür ve çoğunlukla merkezde bir çukur oluşturacak şekilde çöker. Buna ülser oluşumu denir. Lenf bezlerine ve buradan da vücudun çeşitli kısımlarına yayılabilir. Dudağınızda buna benzer birşey çıktığında kanserden şüphelenmelisiniz.

Nedenler
Deri kanserinin nedeni güneş ışığına aşırı derecede maruz kalmaktır.

Teşhis
Hem kemirici ülser hem de yassı hücreli karsinom teşhisi genellikle tümör (şişlik) tamamen temizlendikten sonra mikroskop ile muayene edilerek yapılır.

Tedavi
Kemirici ülser doğrudan ameliyat ile çıkarma, radyasyon veya dondurma yöntemleriyle tedavi edilebilir. Önerilen yöntem sizi muayene eden kişinin cerrah yada dermatolog oluşuna göre değişebilir. Tüm yöntemler eşit derecede etkilidir.

Yassı hücreli karsinom ameliyat ile deriden mümkün olduğunca erken çıkarılmalıdır. Kemirici ülserin aksine bu tümör vücudun öteki kısımlarına yayılıp ölüme neden olabilir.

Hastalığın Önlenmesi
Deri kanserinden korunmanın en iyi yolu aşırı güneş ışığından korunmaktır:

Koruyucu önlem almak için cildiniz rahatsız olana kadar beklemeyin. En iyi korunma şekli savunmadır. Cildiniz bir kez yandığında zarar meydana gelmiş olur, bu nedenle üzerinize yapışmayan bol giysilerle örtünün.
Bacak ve kollarınızı örtülü tutun. Sık dokunmuş kumaşlar güneşe karşı en iyi korumayı sağlar.
Güneşin ışınlarının en etkili olduğu saat 11.00 ile 15.00 arasında doğrudan ğüneş ışığından kaçının. Bu saatler arasında dışarı çıktığınızda giysi, şapka ve güneş gözlüğü ile korunun ve bolca güneş koruma losyonu kullanın.
Daima en az 15 SPF’li (güneş koruma faktörü) güneş koruma losyonu kullanın. Çok açık tenli kişilerin ve çocukların 40 güneş koruma faktörlü losyonlar kullanması gerekebilir.
Cilt 18 yaşından önce güneşten çok zarar görür.
Tüm vücudunuzun güneş koruma losyonu ile kaplı olmasını sağlayın. Yüz, eller, ayaklar ve boyun da dahildir. Vücudunuzun en korunmasız kısımları genelde güneş ışığı görmeyen yerlerdir.
Güneşte dışarı çıkmadan en az 30 dakika önce güneş losyonu sürün. Ter ve havluya sürtünmeden ötürü silineceğinden, güneş losyonunu her iki saatte bir yeniden sürün Losyonunuz suya dayanıklı cinsten olsa bile denizden çıktıktan hemen sonra yeniden sürün.
Denize girerken suya dayanıklı güneş koruması kullanın. UVA ve UVB ışınları suda bir metre veya daha fazla derinliğe kadar nüfuz edebilir.
Sis ve bulutlar cildinizi ultraviyole ışınlarından korumaz. Bulutlu günlerde bile giysiler ile korunun ve SPF 15 güneş losyonu kullanın.
Güneşli havalarda daima UVA ve UVB filtreli güneş gözlüğü ve şapka kullanın. Ultraviyole ışınları gözünüzün retina tabakasına zarar verir ve katarakta neden olur.

RAHİM BOYU ( SERVİKS ) KANSERİ

Rahim boynu (serviks) kanseri 35 yaş altı kadınlarda görülen vakalarda meme kanserinden sonra ikinci sırayı alır.


Serviks kanserinin gelişmesi yıllarca sürebilir. Kanser gelişmeden önce serviksde bulunan hücreler servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) olarak bilinen değişiklikler gösterebilir. Bu değişiklerden diskaryoz veya kanser öncüsü hücreler taşıma şeklinde de söz edilebilir.

Ancak CIN’in iyileştirilmediğinde servikal kansere dönüşebilmesine rağmen CIN’li kadınların büyük çoğunluğu hastalığa yakalanmazlar.

Hastalığın bazı türleri gittikçe daha da yaygın hale gelmektedir. Tarama programları ile erken safhalarda teşhis edilebileceğinden serviks kanseri önlenebilir.

Semptomlar
Servikal kanser vücudun diğer kısımlarına yayılmadığı sürece genellikle semptomlara neden olmaz. İleri bir safhaya erişmedikçe hiçbir semptoma neden olmayabilir. Sistematik tarama programlarının (servikal smir testleri) bu kadar önemli olmasının nedeni de budur.

Bazen adetler arasında veya cinsel ilişkinin ardından kanama; ilişki süresince rahatsızlık ve vajinadan pis kokulu sıvı atımı oluşur ancak çarpıcı hiçbir erken belirti yoktur. Son safhalara varana kadar ağrı ve genel rahatsızlık hali nadirdir.

Nedenler
Serviks kanserinin genital bölgesinde siğil bulunan kadınlarda daha yaygın olmasına rağmen serviksde meydana gelen değişikliklerin nedeni bu siğiller değildir. Hastalıkla ilgisi varmış gibi görünen diğer faktörler cinsel eşlerin sayısı (sayının yüksek olması riski artırır), genital bölgesinde siğil bulunan bir cinsel eş, aşırı sigara kullanımı, erken hamilelik veya üç yada daha fazla hamileliktir.

İki virüsün hastalıkla doğrudan ilgisi olduğu düşünülmektedir: insan papiloma (siğil) virüsü (HPV) ve herpes simpleks (genital herpes) virüsü..

Teşhis
Servikal tarama, tedavi edilmediği takdirde kansere dönüşebilecek serviks anormalliklerini teşhis eder.

Teşhis aşağıdakiler vasıtasıyla yapılır:

Anestezi (eua) altında fiziksel muayene. Genellikle rahmin koruyucu iç yüzeyinin biyopsisini de kapsar.
Kolposkopi – küçük bir ışık ve mikroskop kullanarak yapılan muayene.
Biyopsi – analiz etmek amacıyla serviks dokusu örneği alma.
Koni biyopsisi – daha geniş doku örneği alanı. Küçük ise (mikroinvazif) anormal alan bu şekilde çıkartılabilir veya teşhis amacıyla kullanılabilir.
Test sonuçları temel alınarak patolog raporu hazırlanacaktır.

Serviks kanseri teşhis edildiğinde aşağıdakiler de dahil olmak üzere başka testler de yürütülecektir:

Kan testleri
Röntgen ışını
Pelvik alan ultrasonu
Bilgisayarlı tomografi taraması (CT taraması)
Manyetik rezonanz görüntüleme (MRI taraması)
Tedavi
Tedavinin başarısı teşhis anındaki yayılma oranına bağlıdır. Serviks ile sınırlı kalan erken serviks kanseri % 85’den daha fazla bir başarı oranı ile çok iyi bir görünüm verir. Kanser vajinaya, çevredeki dokulara ve pelvik alana veya başka bir bölgeye yayılmış ise görünüm daha olumsuzdur.

Ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi uygulamalarının her biri, bazen de hepsi birlikte yerleşik servikal kanseri tedavi etmede kullanılır. Radyoterapi çoğunlukla radyoaktif sezyum ya da radyum içeren sıkıca kapalı kutuların vajinaya ve rahim boşluğuna yerleştirilmesi yoluyla uygulanır.

Hastalığın Önlenmesi
Servikal smir testi (pap testi) ile tarama yaparak hastalığın öncü kanser safhası teşhis edilebilir. Çoğu kadın her üç yada beş yılda bir doktorları vasıtasıyla bu testi yaptırmalıdır ancak özellikle riskli durumda olanlar en azından her yıl yaptırmalıdır. Doktorunuz smir testinin ne kadar sık yapılması gerektiği konusunda size tavsiye verecektir.

MESANE KANSERİ

Mesane pubik kemiğin hemen arkasında, karnın en aşağı noktasındaki pelvisin ortasında yer alan kaslı bir torbadır. Mesane duvarında üç temel katman bulunur. İç mukoz zarı (mukoza), dairesel ve boylamsal lif kas katmanı ve dış katman periton.

Birincil mesane kanseri erkeklerde görülen kanserlerin yaklaşık yüzde yedisini kadınlarda görülen yeni kanserlerin ise yaklaşık yüzde üçünü teşkil eder. Geri kalan kısım ise lenf düğümlerine (bezler) yayılmıştır.

Mesane kanseri her zaman mukozada başlar. Erken safhalarda bu tabakada sınırlı kalır ve hücre içindeki karsinom olarak nitelendirilir. Kanser belli bir süre sadece mesanenin iç kısmına doğru ilerleme gösterir. Bu aşamada tespit edilmesi durumunda mesane açılmadan basit lokal tedavi ile iyileştirilebilir.

Bir sonraki aşama kanserin dışarı doğru, mesanenin kaslı tabakasının derinine yayılmasıdır. Aynı zamanda kanser iç yüzeyde daha da büyüyecek ve yanlara doğru yayılacaktır.

İlerleyen kanser peritonu veya mesanenin dış tarafındaki diğer dokuları istila etmek üzere mesane duvarından sağa doğru büyüyecektir. Kanser mukozada mahsur kaldığında uzaktaki lenf düğümlerine veya daha öteye yayılması olası değildir. Ancak mesane duvarı kası istila edildiğinde kanserlerin yaklaşık yüzde 13’ü de lenf düğümlerine yayılmış olacaktır. Neredeyse vakaların yüzde 90’ında kanser duvarı geçip mesaneyi çevreleyen dokunun içerisine girdiğinde lenf düğümlerine de yayılmış olur.

Semptomlar
Mesane kanseri idrarda ağrı olmaksızın kan gelmesi (hematuri), sık sık idrara çıkma ihtiyacı veya idrarda görülen irin ve idrar sırasında yakıcı acı duyma ile kendisini gösterir. Bu belirtiler genellikle daha az ciddi olan diğer durumların göstergesidir ancak özellikle yaşlı insanlarda ilk kez meydana geldiğinde ciddiye alınmaları gerekir.

Bu belirtilerin her zaman araştırılması gerekir. Bazen ağrının nedeni tümördeki kanama nedeniyle kan pıhtılarının idrarda tutulmasıdır. Ağrı kanserin o bölgedeki sinirlere yayılmasından da kaynaklanabilir.

İlerlemiş mesane kanseri bulunan kişiler tümörün bölgesel veya daha uzak bölgelere yayılmasından kaynaklanan semptomlar taşıyabilirler. Sırtın alt tarafında ağrı, idrar borularının (idrarı böbreklerden mesaneye taşıyan borular) tıkanması veya ikincil kanserden kaynaklanan kemik ağrısı görülebilir. Nadiren de olsa mesane bölgesinde hissedilebilecek bir kitle olabilir.

Nedenler
Çoğu mesane kanserinin nedeni kesin olarak bilinememekte olup ancak bazı nedenleri bilinmektedir.

Bu nedenler arasında:

Sigara içme yoluyla edinilen ve idrar ile vücuttan atılan tütün mamülleri katranları
Anilin boyalar, beta-naftilamin ve benzidin gibi belli başlı kimyasallar
Lastik üretiminde karşılaşılan bazı kimyasallar
Penasetin ve siklofosfamid gibi ilaçlar
Uzun süreli mesane iltihaplanması
• Afrika kökenli bir parazit hastalığı olan şiştozomiyaz. Mesanede taş oluşu.
Mesanin kansere yol açan iç koruyucu yüzeyindeki değişiklikler yavaş yavaş gelişerek oluşur. Bilinen nedenler arasında en önemlileri sigara içen kimselerde idrar yoluyla atılan alfa ve beta naftilamin maddeleridir. Aşırı sigara kullanımının erkeklerde vakaların yarısında kadınlarda ise vakaların üçte birinde neden faktörü olduğuna inanılmaktadır.

Özellikle lastik, petrol, deri ve boya endüstrilerinde mesleki kimyasal maddelere maruz kalma erkeklerde görülen vakaların yaklaşık yüzde otuzunun nedeni olması olasıdır. Yapay tatlandırıcıların bir zamanlar mesane kanserine neden olduğundan şüphelenilmişti ancak bazı araştırma projeleri bu şüpheyi doğrulayamamıştır.

Mesane kanserlerinin neredeyse tamamında, kanser hücreleri 9 numaralı kromozomun uzun kolunun bir kısmında yoksunluk göstermektedir. Pek çok mesane kanseri de 11 ve 17 kromozomlarının kısa kollarında yoksunluk göstermektedir.Varsayımlara göre bu kromozomlardaki baskın genlerin kayboluşu kanserin nedeni olabilir.

Teşhis
Kanser hücrelerinin bulunup bulunmadığına bakmak amacıyla idrar incelenebilir.

Radyopak boyanın enjekte edilmesinin ardından çekilen röntgen filmleri ile mesanedeki herhangi bir kitle görülebilir. Sistoskop denilen bir izleme borusu ile doğrudan mesanenin içine bakılarak teşhis doğrulanabilir.

Diğer bir teşhis doğrulama yöntemi de CT taraması veya ultrason kullanmaktır. Sistoskop kullanımı inceleme için bir doku örneği alınmasına (biyopsi) ve pozitif teşhis yapmaya olanak sağlar.

Tedavi
Mesane kanseri belirtileri gösteren insanların yaklaşık olarak yarısında tümör henüz ilk safhalardadır ve mesanenin koruyucu iç yüzeyinde mahsur kalmıştır ve de kolayca tedavi edilebilir.

Bu tip ilerlememiş kanserler lazer ışını ile veya sistoskop vasıtasıyla tümörün kesilip sıcak tel (koter) ile yakılması yoluyla ortadan kaldırılabilir. Bu işlem mesane tümörünün transuretral rezeksiyonu (TURBT) olarak bilinir. Bazı vakalar kanser önleyici ilaçların doğrudan mesaneye yerleştirilmesi ile tedavi edilir. Kanser önleyici ilaçlar kanserin nüksetmesini engellemeye çalışmak amacıyla doğrudan mesaneye yerleştirilebilir.

Kanser, derin bir şekilde mesane duvarına, alt karın bölgesi yakınlarına veya baştan başa vücuda geniş çapta çoktan yayılmış olduğu bir safhada iken keşfedildiğinde büyük cerrahi müdahale ve/veya radyoterapi gereklidir. Mesanenin tamamının çıkarılması gerekebilir.

Mesanenin çıkarılmasını engellemek ve engellemeye çalışmak amacıyla istilacı mesane kanserini tedavi etmek üzere radyoterapi kullanılabilir.

Mesanenin cerrahi operasyon ile çıkarılmasına sistektomi denir. Sistektomiden sonra idrarı sürekli böbreklerden aşağıya taşıyan idrar borularının başka bir yere bağlanması gerekir. İdrarın dışkı ile birlikte dışarı atılması için kolona implant edilebilirler veya deri yoluyla dışarıya sıvı atan ayrı bir bağırsak segmentinden yapılmış yapay bir mesane üzerine implant edilebilirler. Bu tür bir organ nakline (transplantasyon) üriner diversiyon denir.

KOLON, REKTUM YADA BAĞIRSAK KANSERİ

Bağırsak, sindirim sistemimizin bir parçasıdır. İnce ve kalın bağırsak olmak üzere iki bölüme ayrılır. Kalın bağırsak kolon ve rektumdan oluşur. Bağırsak kanseri kolon veya rektumda (arka geçit) herhangi bir bölgede ortaya çıkabilir.

Semptomlar
Kolorektal kanser erken safhalarda teşhis edilmesi halinde daha kolay ve daha başarılı bir şekilde tedavi edilir.

Dikkat edilecek semptomlar arasında:

dışkıda kan veya mukus görülmesi,
midede ortaya çıkan şişlik,
iki hafta veya daha fazla süren ishal veya kabızlık,
bağırsakların boşalmasından sonra bile tuvalete gitme ihtiyacı hissetme,
mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık,
kilo kaybı ve
bitkinlik.
Bu semptomlar genellikle daha yaygın olan daha küçük rahatsızlıklar ile ilişkilendirilir ancak doktorunuzu ne kadar erken görürseniz sizin açınızdan o kadar iyi olur.

Nedenler
Hayvansal yağlar ve proteinler bakımından zengin, lif bakımından yetersiz beslenme ile bir ilişkisi olabileceği düşünülse de kolorektal kanserin nedenleri kesin olarak bilinmemektedir. Kolorektal kanser riskini azaltmak için bolca taze sebze ve meyve içeren sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı edinmelisiniz.

Düzenli egzersiz yapmak, kilonuzu sağlıklı ölçülerde tutmak, sigara ve alkolden kaçınmak da önemlidir.

Kolorektal kanser 45 yaşın üzerindeki insanlarda çok daha yaygındır. Vakaların yaklaşık %90’ı 50 yaşın üzerindeki kişilerde görülür. Önceden yaşanmış kolorektal kanser, kronik bağırsak iltihaplanması veya adenomatöz polip de hastalığın yinelenme riskini artırır.

Ailesel adenomatöz polip (FAP) ve kalıtsal polipoz olmayan kolon kanseri (HNPCC) de kolorektal kanser riskini artırabilir. Ancak on vakadan sadece birinde kalıtsal neden olduğu düşünülmektedir.

Teşhis
Semptomlar, dışkının görünüşü, rektum muayenesi sırasında kanserli bölgenin eldiven takılarak parmakla yoklanması, sigmoidoskop denilen bir inceleme borusu ile doğrudan rektum içinin incelenmesi ve mikroskobik muayene için şüphelenilen kanserli dokudan bir parça alınması (biyopsi) işlemleri temel alınarak teşhis yapılır. Sigmoidoskopi ile rektum ve bağırsak alt kısmı muayene edilir. Kolonoskopi ise bağırsak içinin tamamını muayene eder.

Ayrıca baryum lavmanı da uygulanabilir (kalın bağırsağın röntgeni). Bu test için bağırsağınızın boş olması ve muhtemelen de birgün önceden gevşetici (müshil) almanız gerekecektir. Ayrıca bağırsağınıza su lavmanı da uygulanabilir, yani bir boruyla rektumunuzdan içeri ve dışarı akıtılan suyla bağırsağınız yıkanabilir.

Daha sonra, uzman röntgen taraması ile bağırsağı izlerken, baryum adı verilen beyaz sıvı su lavmanıyla aynı biçimde rektumdan geçirilir. Röntgen ışınında göründüğü ve uzmanın herhangi bir bozukluğu farketmesine yardımcı olduğu için baryum kullanılır.

Bazen dışkı kan testi için sizden dışkı örneği istenebilir. Bu test dışkıda kan izlerini araştıran kimyasal bir testtir. Ancak bu test her zaman güvenilir olmaz ve teşhisin çoğu zaman diğer testler ile doğrulanması gerekir.

Tedavi
Kolorektal kanser genellikle bağırsağın hastalıklı kısmını çıkarmak amacıyla yapılacak cerrahi operasyon ile tedavi edilir. Ameliyat sonrası bağırsağın boşta kalan uçları mümkünse birleştirilir. Tümör ve çevresindeki dokuların bir kısmının çıkarılması gerekebilir.

Kanser rektum bölgesinin çok altında olduğunda kanserin yeniden oluşmasını engellemek için anal kanalın da çıkartılması gerekebilir. Bu durumda bağırsağı alt karın bölgesinin ön duvarından dışarıya çıkartacak yapay bir boşluk (kolostomi) gerekir.

Semptomları tedavi etmek ve ağrıyı dindirmek için radyoterapi kullanılabilir. Kanserin yinelemesi önlemek amacıyla bazen ameliyat sonrası kemoterapi de önerilmektedir. Kemoterapi ilerlemiş kolorektal kanser vakalarında semptomları yatıştırmak amacıyla da kullanılabilir.